İl Halk Kütüphanesinde Bir Günce

Bilen bilir kitaplara karşı her zaman dolu ve katmerlenen bir sevgim vardır. Hatta bu yüzden Kindle mecarasına atıldım ve elektronik mürekkep teknolojisi ile erken tanıştım. Okuma kültürüme kütüphanelerin katkısı büyüktür. Okuma kültürü demişken, benim kültürüm lise son sınıfa kadar ne bulursam okumalıyım düşüncesine dayanıyordu. Tabi bu işlem bende bazı sorunları tetikledi. Mesela kişisel gelişim safsatasına ciddi anlamda ayak uydurduğum dönemlerin boşluğunu hatırlıyorum (yanlış anlaşılmasın, kaliteli işlere saygım sonsuz, sadece kişisel gelişim kitabını yazmanın okumaktan daha kolay olduğu bir sektörden dolayı bunları söylüyorum). Keşke o zamanlara dönseydim, daha kayda değer eserler okusaydım diyorum kedime. Tüm bunların oluşması ve organize edilmesi, ilk okul 6. sınıfta (yanlış hatırlamıyorsam 2006 – 2007 senelerine tekabül ediyor) okuduğum Mümin Sekman – Her şey seninle başlar isimli kitapla başlamıştı galiba. Atalet ve kişisel yaşam reformlarını sorgulayan bu kitapla ilk okulun daha 6 ya da 7. sınıfında tanışmış olmam benim için belki de bir şanstı. Gerçi üniversite sınıflarında oturan öğrencilerin elinde de gördüğüm bir kitap olmasına şaşırıyorum doğrusu. O günlerden beridir kütüphanemde ciddi derecede kitap birikti ve bu kitapların okunması, saklanması ve korunması ayrı bir süreç yoğunluğu yarattı. Haliyle bazı kitaplarımı (özellikle ilk okul ve lise seviyesinde olan ve pek çok kişinin faydalanabileceğine inandığım) bağışlamak istedim ve bunu yapabileceğim en iyi yerin Konya İl Halk Kütüphanesi olabileceğini düşündüm. Bu düşünce ile hareket ederek (ki ben Konya ve Ankara’da ikamet ediyorum -en azından şu an için-) pek çok kitabı paketledik ve peder bey aracılığı ile araca yükledik. Yola çıkışımda sakladığım heyecan, daha çok insanlara ve imkanı olmayan kardeşlerimize fayda sağlamaya yönelikti. Bu düşüncenin benim beynimde yer etmesi bile beni heyecanlandırır iken, öğrencilere fayda sağlayabilmenin mutluluğu da ayrı bir farkındalık yaratmaktaydı. Kitaplarımın içinde bir tane bile korsan kitap yoktur. İlk okuldan beri kitapçılık, edebiyat ve baskı işlerine ilgi duyduğum için çok inceleme ve araştırma fırsatım oldu. İlk ve orta öğrenimimi Konya Meram bölgesinde tamamlayan biri olarak, sırf bu baskı işlerine olan merakımdan dolayı Yeni Meram ve Merhaba gazetelerinde çalışmışlığım dahi vardır (araştırma, inceleme, çay kahve servisi ve pek çok baskı işi -tabiri caizse gazeteci ameleliği-). Dolayısı ile baskının, yazarların emeğinin ve bu emek neticesinde kazanılan paraların varlığını bildiğim için, mümkün mertebe orijinal roman, orijinal kitap almaya çalıştım. Allah’tan sigara ve benzeri gibi masraflarım yoktu da hiç bir harcamam için suçluluk duygusu hissetmiyorum. Hatta yeri gelmişken o meşhur cümleyi ben de söyleyeyim (adettendir), “kitaplara verdiğim para ile ortalama bir araç alabilirdim galiba”. Lakin bu hesap maneviyat ile ele alındığı zaman oldukça keyif veren bir sürece dahil olmuşum diyebilirim. Velhasıl kelam şuna geleceğim, bütün kitaplarım orijinal olduğu için kütüphaneye kitap bağışlamak adına daha da bir heyecanlı idim. Elimdeki kitapların %50’sini rahatlıkla bağışladığımı söyleyebilirim.

 

Konya İl Halk Kütüphanesi ve Yaşananlar

Her şey iyi güzel iken, aracımızla gittik ve kitapları bagajdan çıkardık. Tabi Konya İl Halk kütüphanesi yeni yerinde olduğu için (Kültür Park Kütüphane), ulaşımımız bir hafta sonuna denk gelmiş oldu. Bu kapsamda büyük bir heyecan ile dijital kütüphane kartımızı kullanarak içeriye girdik ve bağış yapacağımız kitapları kime teslim etmemiz gerektiğini sorduk, soruşturduk. Yetkili kütüphane güvenlik görevlisi dijital işlemlerin yapıldığı büroya bizi yönlendirdi ve oraya çıktık. Sonrası ise içimi burkan bir manzara.

Konya İlk Halk Kütüphanesi

Konya İlk Halk Kütüphanesi akşam saatleri 

Konya İlk Halk Kütüphanesi Terbiyesizliği

İl halk kütüphanesi, bir şehrin maneviyatını tüm dokusu ile ruhunda barındırmak adına emek verir. Bu kapsamda etkili ve verimli olabilmek için gayet merkezi bir yerde konumlanmış ve merkezi bir bina ile hizmet vermektedir. Gayet donanımlı teknoloji ve yapısı ile ilgileri üzerine çeken Konya il halk kütüphanesi şikayet konusu olabilecek birkaç yaklaşımda bulundu (kitap teslim ettiğimiz kişi diyelim). Bu yaklaşım ise garipsenir şekilde.

Her Kitabı Alırsak Ne Olur Burası?

İçlerinde çok eski baskı ile bulunan özel nostaljik kitaplar dahil yer alan bu kitapların çoğunun eski olduğunu ve alamayacaklarını, çöpe atarsak daha verimli olabileceğini söyleyen Konya kütüphane görevlisi, en az 30 TL’ye satışa sunulan kitapları alabileceklerini de söyleyerek resmen dalga geçti. Tabi ben yanımda peder bey olunca pek sesimi çıkaramadım (buradan bir gerilim anlaşılmasın, söz söyleme sanatımı icra edemedim diyelim) ve siz alın ister atın ister yakın isterseniz de ihtiyacı olan okullara gönderin diyerek bırakıp çıktım.

İçler Acısı Pişmanlık

Keşke bir eskiciye verseymişim dediğim bir gün olmuştur o gün benim için. Bu yazıyı yazdıktan birkaç hafta önce yaşanan bu olay, bazı konularda ne kadar umarsız davranıldığını gösteriyor. Belki yönetimin bu konudan bir bilgisi yoktur, belki tüm mesele söz konusu şahsın hareketlerindendir lakin, yine de ortadaki netice bir pişmanlık duygusu yaratmıştır. Bu yüzden bundan sonra kütüphanelere kitap bağışlamayacağım (şehir kütüphanelerinden bahsediyorum) ve doğrudan bizzat ihtiyacı olan okulları araştırıp onlara kargolayacağım. Bunca kitabın içinde bana has, sürekli kullanabileceğim, sürekli başvurabileceğim kitaplar var. Lakin roman tadında çabuk tüketilebilen kitaplar da olduğu için, bu kapsamda biraz daha dikkat edeceğim ve ihtiyacı olan insanlar için özen göstereceğim diyebilirim. Bu konuyu yazmak istedim. Seyahatlerin arasında bir günce olarak anlatılabilecek onca şey var iken kitapların devinimini en etkili şekilde organize eden bir mekanın bu denli yaklaşımını doğru bulmadığımı söylemek istiyorum. Efendim siz siz olun, ihtiyaç denen meseleyi iyi organize edin. Bu sayede daha faydalı olabilmek adına bir çalışma yapmış olursunuz (benden söylemesi). Zira arka planda yaşanan onca konu ve mevzu var iken, insaniyet içinde iş yapmak biraz yorucu olsa gerek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir