Ankara Garı #BenlikHaftası

Her Şeyi Düzeltmeye Kalkışmanın Yok Ettiği (10 Ekim 2015) #BenlikHaftası

Duyduk duymadık demeyin! Bu bir telaffuz şarkısıdır. Öngörüsünden kaçtığımız anlara sağınalım diyelim ve girelim konumuza…

Velhasıl kelam, Hüseyin Gökçakıl isimli bu blogu açalı uzun süre olmadı. Bu süre zarfında Hüseyin Gökçakıl kimdir? gibi aramalarla blogumu ziyaret edenlere ve okuyanlara teşekkür ediyorum. Ortalama 9 aylık bir süreçten bahsediyoruz. Tabi çok geçmiş kalmış bulunmakla birlikte, yarının daha geç olacağını düşündüğümden dolayı biraz bu vakti ziyaret. Hali hazırda yaşanılan dengeler, yaşadığımız dengesizlikler ve yaşamama ihtimalimizin olmadığı evreler sürecinde, arayışlar, sonuçlar ve buluşlar arası kalmışlıklardayım. Düşe kalka bu günlere geldik cümlesine ithafımla birlikte, 20 günlük özetimize başlamadan evvel sizi Marvin Gaye ile baş başa bırakıyorum. Ben de üzerime hafif bir şeyler alıp geçeyim kalem başına.

Neresinden Tutsak Elimizde Kalıyor

Hayatın içinde, ister istemez koşuşturmacalarımız büyütüyor bizi. Belki de kendimize dair arayışlarımıza çalışmalarımız ile cevap veriyoruz. Söz konusu #BenlikHaftası artık bu tarz detayların içeriğine dem vuracak ve araştırdığım, gördüğğüğm, duyduğum, okuduğum, şahit olduğum detayları sizlere sunmam konusunda bir perde oluşturacak. Şu sııralar sahne çalışmalarıma Konya Büyük Şehir Belediyesi tarafından organize edilen ve şehir tiyatrosu alt yapısının hazırlıklarında olduğumuz bir çalışma ile devam ediyorum. Bilen bilir, Medeniyet Okulu olarak ön plana çıkarılan çalışmada oyunculuk hizmetimi sürdürüyor, verimli olmak için elimden geleni yapıyorum (gelişimim için de birkaç farklı detay yaratmış oluyor bu).  Bunların dışında, bu güne kadar yazmayışımın en büyük sebebi, yoğun psikoloji ile savaş durumum. Tabi bunlara ek olarak, tek tabanca savaştığım zaman adında amansız bir rakibim var.

 

Sosyal medya bir tarafa, bloguma yazdığım içerik kadar pek az şeyden keyif alıyorum. Bu yüzden artık biraz daha düzen getirme taraftarıyım ve elimden gelen ne varsa organize edeceğim bu konuda. Özellikle işi “yazmak” olan birisi için, bu pek haspel kader ele alınacak bir durum değil öyle değil mi?

Kültür Çetesi Yayın Hayatına Ortakları İle Devam Edecek

Uzun süredir dinlendirme modunda olduğumuz Kültür Çetesi için, yeni bir çalışma başlattık ve güzel ortaklıklara imza attık. Bundan sonrası, işi bilenlerin elinde (konuyla ilgili daha fazla detayı ilerleyen zamanlarda sunacağım).

Ankara Gar Patlaması ve Üzüntülerimiz

Birileri yine bir şeyleri patlatmak, acı yaratmak istemiş olacak ki, elimizden akıp giden nedenlerden ötürü ortalığı kana buladı. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. 90’a yakın kayıp ve 190’ı geçen yaralı ile (ben bu yazıyı yazarken sayılar bu şekilde idi) kelimeler kifayetsiz kalıyor.

 

Yaşanan onca acıya rağmen, hala barış için emek veren birileri var ise, umarım sandığımız bizim çözümümüzü belirler.

 

  Tabi bu kadar da yetmez, kelimelerin sığacağı bir cümle yok anlatmak için… Her şeyi düzeltmeye çalışmanın yok ettiği onca hayal, umarım ki kısa zaman içinde toparlanır. Umarım ki hayalimiz hayal kalır iken aniden dolmaz vakit.      #BenlikHaftası’nın bu hafta sonuna gelmiş bulunmaktayım. Hafta içi blogda yayımlayacağım notlar ile görüşmek üzere. Anlatacağım oldukça uzun bilgiler ve detaylar vardı, ama bugün yaşanan vahim olaydan sonra, içim daha fazla konuşmaya razı gelmedi…   Bir sonraki #BenlikHaftası ya da blog yazımda görüşmek üzere. Eklemek istediklerinizi yorum olarak bana bildirebilirsiniz.   

BİN BİLİNMEYENLİ DENKLEMİN TEK SEVDASIZLIĞI Abiler ablalar. Dönüm gün dönümü. Hayat gün sabahı, mekan Ankara garı. Şehre açılan kapıya yıllardır hep derin tutkuyla baktığımız o özverili gözlerin yerinde, cansız bedenler var şuan. Dileklerimiz arası dünya barışı yolunda engelleri aşmak için koşturan ve bunun umudu ile var olma çabasına giren insanların, tek tek cansızlığı gözler önünde şu an. Bilinçsizliğimizin sorgulandığı, nerede ne yaptık, neyimiz eksik, nerede hata yapıyoruz’ların göklere değil kalbimize bahşedildiği varlık anlarından bir nedime şu an. Düşüncelerimizde uzanan ve dilimizde kıvranan, boğazımızda düğümlenen durumlara yenilikçi bir envanter çıkarmayı kendine çözüm edinmeye çalışan herkes için, bireysel detayları gözler önüne seren insanların katledildiği bir an şu an.. Ne diller çözüm buluyor, ne kalp, ne dilek, ne kalıp… Biriz, diriyiz, yeniyiz, hazırız, biziz derken, katledilişimiz ve Ankara sevdamıza hapsedilişimiz ayrı bir medet umuş nedeni gökten. Ne çok ihtiyacımız var kalıcı bir barışa… Ne çok ihtiyacımız var huzurla açılan kapıların, açık kalmasına… Düğümleniyor boğazımda kelimeler, yutkunamıyorum. Bu arada gereksiz bir detay olsa da söyleyip vicdanımı sorgulamak istiyorum; İşlerim için Ankara’ya geçecektim. Lakin bazı işlerim için dün Ankara’ya geçiş işini erteledim. 9.30’da garda olacaktım. 10’da bomba patladı. #GaripHaller

A photo posted by Hüseyin Gökçakıl (@seyyarmaske) on

 

1 comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir