Film sonu

Bizi Sonu Kötü Biten Filmler Kurtaracak

Her zaman, gülümsemenin, hayata dair olumlu ve (ruhumuz için) umutlu olduğunu söylemişimdir (ve söylerim). Bazen kendimizi aynada izlemek istediğimiz anlar oluyor(dur mutlaka). Bu duruma dair, her zaman farklı bir ayna ile (aynadaki yüzümüzü) kıyaslandığımızı düşünelim. Sonra birden çıkan sonuçları kendi içinde parçalara ayıralım. Elimizde ne var dersiniz?

 

Gözden Uzak, Gönle Yakın, Yaşam Biraz

Günlük hayatımızın rutin koşuşturması içinde, ne için ve nasıl bir yaşama sızısı beslediğimizi elbet ki biliyoruz(dur). Bu durum,  çoğu zaman ifade sorunumuzu ortaya çıkarıyor. Konuşmanın önemi, anlatmanın, anlamanın ve anlamaya çalışmanın varlığını katıyor hayatımıza (dahil ediyor). Gözden uzak, gönle yakın yaşamlar mahvediyor bizi. Nedeni basit. Amaçlarının arasında bilgiyi, en doğru şekilde (tartışılan dışı bilimsellik) insanlara ulaştırma gayesini sanat ile (sahne üzeri performansa dayalı) ortaya çıkarmak ümidimi beslediğim şu sıralar, fark ettiğim gözlemler arasından bir yenisi peyda oldu (ortaya çıktı). Fikirden süzülen intibalara baktığımız zaman, aslında her zaman iyiyi istediğimizi biliyoruz. İyiyi görmek istiyor, iyi olanı hissetmek ve yaşamak istiyoruz. Buna dair ortaya çıkarmak istediğimiz kötü şeyler de yok değil (kimine göre ibreti alem edebiyatı olabilir). Peki ama kötü biten filmler?

 

İbreti Alem Olmaya, Gönüllüyüm Ben Ortada

Filmler, hayatımıza belki yön verebilen ender dokunuşlardan birisi. Bunu söylerken şunu hissediyorum. Televizyon aracılığı ile (genellikle) bir ailenin içine girip, onlara bir şey anlatmanın en mümkün olduğu mecra (hemen hemen) televizyon. Bu sayede kimi bir amaç, kimi bir eğlence, kimi ise farklı şekilde bu işlevselliği kullanıyor. Filmlerin sonunun iyi bitmesi ya da kötü bitmesinden ziyade, filmin kötü biten sonlu halleri bize daha büyük artı sağlayacak (bu bir teori). İbreti alemi canlı yaşayıp kendine gelen, toparlanan ve insan olduğunu hatırlayan (ah ah) pek çok insan ile tanıştım, tanışıyorum. Başkalarının hayatlarındaki kötü sonları göremeden, kendi kötülükleri içinden çıkamayan insanların olduğu gibi, başka filmlerin kötü sonlarından etkilenip bu yolu değiştiren insanlara şahit oldum (ciddiyim!). Hal böyle olunca, sonu kötü biten filmlere karşı olan ön yargım (yargı değil aslında, beklenti ve bakış açısı) biraz olsun değişti (olumlu yönde). Bu duruma dair fikrim, kötü biten sonlu filmlerden alınabilecek artılar, mesajlar, kaygılar ve dahası. Ne dersiniz? Bununla ilgili detaylı bir araştırma sunayım mı size? İsterseniz sanatın, bizlere olan artısından (ve hepimize) bahsi geçen bu konuyu içine alacak şekilde öykü yazalım. Yok yok, bunu oynayalım. Ya da, anlatalım bir film aracılığı ile. Kim bilir, beklentilerimiz ve amaçlarımız bizlere her zaman bir yol gösteriyor. Yolun sonu ise, bir film kadar yakın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir